Yazı Detayı
10 Ağustos 2017 - Perşembe 13:24 Bu yazı 108 kez okundu
 
HANEFİLİK
Akın Eraslan Balcı
 
 

Hanefilik mezhebi, mezhebin kurucusu olarak kabul edilen Ebu Hanife’den de önce Irak bölgesinde ortaya çıkan Ehl-i Rey ekolüyle yakından ilgilidir. Bölgede yerleşen 1500’e yakın sahabinin başlattığı Kuran ve Hadis bilgisi sonraki nesillere aktarılırken akıl ve yorumla zenginleşmiş ve bir gelenek oluşturmuştur. Tabiin döneminde bu gelenek Irak fıkhı (Irak Ekolü) olarak anılmaya başlamıştır (Hicri 96, Miladi 714 yılı). Zamanla Arap Yarımadası’nda gelişen Hicaz fıkhına (Ehl-i Hicaz – Ehl-i Hadis) fıkhına bir alternatif olmuştur (Hicri 158). İki ekol arasındaki ilmi tartışma bunların kurumsallaşmasını hızlandırmıştır.

Irak fıkhının üstadı olarak kabul edilen Hammad b. Ebu Süleyman, Hanefilik mezhebinin kurucusu kabul edilen Ebu Hanife’nin hocasıdır. Hammad vefat edince (Hicri 120, Miladi 738 yılı), Hanife’nin hocası yerine geçerek ders anlatması teklif ediliyor. Hanife bu teklifi bir şartla kabul ediliyor. Hocası Hammad’ın ilim meclislerine katılan en az 10 kişinin bir yıl boyunca kendi derslerini takip etmesini istiyor. Bu şekilde ilk ilim şurasını kurmuş oluyor. Bu şura aynı zamanda rey ve içtihad (akıl ve yorum) geleneğinin ilk halkasını oluşturuyor, giderek genişleyip zenginleşiyor. Hanife bu şekilde 30 yıl boyunca akademik ortamı, ders anlatma, yorum ve tartışma ortamının başında bulunmayı sürdürüyor.

Irak ekolünün ayırt edici özellikleri Kuran ve Sünnete dayalı bilginin akıl ve yorumla zenginleştirilerek meselelere çözüm aranması olmuştur. Akli muhakeme yöntemiyle dini bilgi ve hüküm üretme usulünü Kuran ve Sünnetin izin verdiği ölçüde kullanmayı esas alır.

Aklın kullanılmasını akıl etme bölgenin özelliklerinden kaynaklanıyor olmalıdır. Emevi yönetimi altındayken bu bölgede birçok farklı kültür ve uygarlıkla yakın temaslar kurulmuştur. Farklı ırk ve dinlere mensup ahalinin ve sosyal grupların bir arada yaşadığı bölgede farklı siyasi ve fikri hareketlerin bir arada olması kaçınılmazdı. Özellikle Irak’ın Kufe şehri, o devir için bir anlamda bir Dünya şehriydi. Fars kültürü kadar eski Yunan kültürü de yaşamaktaydı ve akli ilimlerde bol birikim vardı. Hanefi görüşlerin ilk temelleri işte bu bölgede bu şartlar dahilinde tabiin tarafından atılmıştır.

Ebu Hanife ve öğrencilerinin yaşadığı dönemde İslam’ın bu tarz yorumlanış biçimi sistemleşmiş, kurumsallaşmış ve ekol haline gelmiştir. Ebu Hanife ve etrafında onunla birlikte olanlar kendilerine tabiin dönemi ve sonrasında intikal eden geleneği, Kuran ve Hadis bilgisi yanında akıl ve yorumları özümsemek suretiyle fert ve toplunum ihtiyacına yanıt verebilen bir bütünlük ve zenginliğe kavuşturma çabası harcamış ve Hanefilik mezhebinin kurulmasını sağlamışlardır. Hanife, sahabe ve tabiin döneminde Irak bölgesinde oluşan zengin ilmi mirası, etrafındaki seçkin öğrencileriyle birlikte geliştirmiş, değişen zamana ve çoğalan meselelere yanıt verebilecek yeni içtihatlar yapmıştır.

Hanefilik anlayışının gerek halk arasında gerekse alim ve içtihad yapanlar arasında rağbet görmesinin temel nedenine değinirsek; Hadis geleneğine sahip olanların akla ve yoruma kapalı kalması nedeniyle koşulların değişmesi ve çözüm bekleyen sorunlar karşısında yetersiz kalmasına karşılık, Ebu Hanife’nin temsil ettiği akıl fıkıhı geleneksel dinsel öğretiyi geliştirip Ayet ve Hadislerle akıl arasında denge kurması ve sorunlara akılcı çözümler getirebilmesidir. Dört Halife devri 30 yıl, Emeviler dönemi 100 yıl sürdü. Ardından gelen Abbasiler döneminde de İslam Devleti ve Medeniyeti gelişmesini sürdürdü. Bu süreç yeni ve ihtilaflı birçok durumun ortaya çıkmasına da yol açtı. Ayrıca yargılamada güven ve istikrarı sağlamak, kanun ve yargı önünde insanlara eşit davranmak devletin temel niteliği olduğundan akıl yolunun kullanılmasına da son derece büyük ihtiyaç doğmuştu. Ebu Hanife’nin sistemleştirdiği Irak fıkıh ekolü bu amaçları gerçekleştirmede çok yararlı olmuştur. Bu yüzden Irak fıkhı Hicri 2., Miladi 7. yüzyıldan itibaren hem Müslüman halk hem de alimler ve yöneticiler tarafından mezhep olarak algılanıp giderek İslam coğrafyasında yaygınlaşmıştır.

Hanife’nin öğrencileri ve mezhebin ilk neslini teşkil eden Ebu Yusuf, İmam Muhammed, Züfer, Hasan b. Ziyad gibi müçtehidlerin yetiştirdiği öğrenciler özellikle Harizm, Batı Türkistan, Horasan ve Maveraünnehir gibi çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu ve halkı yeni Müslüman olmuş bölgelere giderek hocalarının görüşlerinin benimsenmesi konusunda etkili oldular. Bu bölgelere 800 kadar Hanefi alimin gittiği yazılmaktadır. Bunların önemli bir kısmı kendi bölgelerinde şura meclisleri, ders halkaları oluşturarak yeni alimler yetiştirmiş, bir kısmı kadı olarak görev yapmıştır. Özellikle ilk dönem kadılarının yetkinliği, Hanefi hukuk doktrinine hakim olmaları bu bölgelerde bir hukuki gelenek ve istikrarın kurulmasını sağlamıştır.

Mezheplerin yayılmasında devlet desteği de önemli. Hanefilik mezhebinin Doğudaki geniş kapsamlı yayılımında böyle bir destek vardı. Aynı şekilde Batıda da Maliki mezhebi devlet otoritesi yardımıyla yayılım gösteriyor. Diğer Ehl-i Sünnet mezhepleri olan Şafiilik Mısır, Hanbelilik ise Bağdat ve Hicaz’da yaygınlaşıyor. Fakat her mezhep alimlerinin olağanüstü çabaları sayesinde her mezhebin taraftarlarına Endülüs’ten Hindistan’a kadar bütün İslam coğrafyasında rastlamak mümkün oluyor.

Farklı İslam coğrafyalarında farklı mezheplerin bulunması başta hukuk olmak üzere kimi konularda zorluk da doğurabiliyor. Bu yüzden Kadı tayinleri bir stratejik yöntem olarak kullanılmış. Zaman zaman bölgeye gönderilen Kadı hangi mezheptense o mezhebin yaygınlaşmasına neden olmuş. Kimi zaman ise hangi mezhep yaygınsa ona uygun Kadı gönderilmiş. Örneğin Nişabur, Şaş, Tus, Nesa, Buhara, İsferayin gibi şehirlerde Şafiiler çoğalıp çoğunluğu oluşturduğunda buralara Şafii kadılar gönderiliyor. Kimi dönemlerdeyse biri Hanefi diğeri Şafii iki kadı görevli oluyor. Farklı mezhepten kadı tayinlerinin sıkıntılara neden olduğu görülüyor.

Bağdat Abbasiler döneminde Hanefilerin elinde olduğundan resmi mezhep uygulaması Hanefilik şeklinde olmuştur. Mısır’a Hanefi kadılar tayin edilmesine özen gösterilmiştir.

Mısır’a tayin edilen Hanefi Kadı halkın alışık olmadığı şekilde hüküm verdiği örneğin hapis cezası uygulamadığı gerekçesiyle Devlet Başkanına (Halifeye) şikayet edilmiştir.

Fatımiler döneminde Mısır’a İsmailiye mezhebinden kadılar tayin edilmiş ve bu yönde bir adli kadrolaşmaya gidilmiştir. Maliki ve Şafii mezhebine de hoşgörülü davranılmıştır ve bu mezhebe ait kadıların görev yapmasına, sınırlı yetkilerle de olsa, izin verilmiştir. Ancak Hanefiliğe karşı bir tavır sergilenmiştir. Fatımiler, Hanefi mezhebinin Abbasilerin resmi mezhebi olması nedeniyle Hanefi kadılara karşı olmuşlardır.

Hanefiliğin Suriye’de yayılışı bölgede Türk hakimiyetinin başladığı 11. yüzyılda olmuştur. Hükümdar Nurettin Zengi Hanefi fıkhının öğretildiği medreseleri çoğaltmış, buralara Hanefi alimler getirmiştir. Selahaddin Eyyübi de Kahire’de Hanefi medresesi açmıştır.

Suriye ve Mısır Eyyübi hakimiyetine girince (12. yüzyıl) özellikle Şafii kadıların gönderilmesi ve Şafiilerin özel himaye görmesi nedeniyle Şafiilik birinci sıraya yükselmiş, Hanefilik ikinci sıraya düşmüştür.

Mısır’da Memlük Türklerinin hakim olduğu dönemde halkın mezhebiyle kadının mezhebinin farklı olmasının getirdiği sıkıntılar yüzünden üç mezhepten, bazen de her dört mezhepten kadı tayin edildiği görülüyor. Her mezhepten kadı tayin edilmeye başlandığı 1266 yılı aynı zamanda Sünni mezheplerin tanınıp kabul edildiği yıl olması bakımından önemlidir. Bir yandan da İslam ümmetinin dört mezheple amel konusunda bir olmasının da başlangıcı kabul ediliyor. Yani 13. yüzyıldan itibaren dört Ehl-i Sünnet mezhebinin tüm kurumlarıyla ve resmen oluşumunu tamamladığı söylenebiliyor. Sonraki dönemlerde diğer mezheplerden kadı tayinleri yapılmayıp bu dört ana mezheple sınırlanıyor. 

 
 
 
Etiketler: HANEFİLİK,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
13
13
0
1
4
5
2
Beşiktaş
13
9
0
1
4
5
3
Göztepe
10
10
1
1
3
5
4
Medipol Başakşehir
10
9
1
1
3
5
5
Kayserispor
10
8
1
1
3
5
6
Akhisarspor
10
7
1
1
3
5
7
Bursaspor
9
11
2
0
3
5
8
Fenerbahçe
8
12
1
2
2
5
9
Trabzonspor
8
11
1
2
2
5
10
Kasımpaşa
7
9
2
1
2
5
11
Sivasspor
6
6
3
0
2
5
12
K. Karabükspor
5
6
2
2
1
5
13
Yeni Malatyaspor
4
8
3
1
1
5
14
Alanyaspor
4
7
3
1
1
5
15
Atiker Konyaspor
3
5
4
0
1
5
16
Antalyaspor
3
4
2
3
0
5
17
Osmanlıspor FK
1
6
4
1
0
5
18
Gençlerbirliği
1
5
4
1
0
5
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı